Ceza hukukçusu Prof. Dr. Hasan Sınar, AK Parti’ye yönelik son soruşturmaların iktidarın zayıflaması anlamına gelmediğini, “post-Erdoğan” dönemi için yarışan kliklerin iç mücadelesini yansıttığını öne sürdü. Sınar, bu süreçte birilerinin feda edilmeye başlandığını savunarak, karşılıklı suçlamaların ve ifşaların yaşanacağını iddia etti. Soruşturmalardan iktidarın çöktüğü sonucunu çıkaranların yanılacağını belirten Sınar, devletin bütün imkanlarının hala iktidarın elinde olduğunu ve bunların bırakılmak istenmediğini dile getirdi. Sınar, “AK Parti’de kaynayan kazanı operasyonlarla göreceğiz” ifadesini kullandı. Bu kavganın iktidarın zayıfladığı anlamına gelmediğini vurgulayan Sınar, sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını öne sürdü.
Sınar, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Yargıtay’a gönderilen mutlak butlan dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Butlan sürecinin tümüyle hukuka aykırı olduğunu savunan Sınar, bunun siyasi bir dava olduğunu ve nasıl sonuçlanacağının siyasi ajandaya göre belirleneceğini iddia etti. Ana muhalefet partisine atananların siyaseten faydalı görülmesi halinde sürecin devam edeceğini, faydasız hale geldiği kanaati oluşursa iptal edilebileceğini öne sürdü. Sınar, günümüz Türkiye’sinde yüksek yargı organları dahil siyasi davalarda kararların hukuki teamüller gözetilerek alındığına dair kanaatini kaybettiğini, artık buna inanmadığını söyledi. Bu açıklamaları, yargı süreçlerine yönelik eleştirilerini ortaya koydu.
Butlan kararının ardından Yeni Parti’nin kurulduğunu hatırlatan Sınar, Yargıtay’da kararın bozulabileceği yönündeki yorumlara ilişkin soruları yanıtladı. Bu tür söylentilerin sürecin hukuki yürütülmediğinin kanıtı olduğunu savunan Sınar, birçok kişinin Yeni Parti’nin boşa çıkması için bu seçeneğin kullanılabileceğini düşündüğünü belirtti. Ancak yargı mercilerinin böyle bir işlevi olamayacağını ifade eden Sınar, yargının dışarıya gözünü kapatarak önüne gelen uyuşmazlıkta kanunu ve içtihadı göz önüne alarak vicdani kanaate uygun karar tesis etmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye’de bu işin tam tersi şekilde işlediğini öne süren Sınar, mevcut siyasi iktidar açısından neyin işe yarayacağının belirleyici olduğunu savundu. Sınar’ın bu değerlendirmeleri, yargı ve siyaset ilişkisine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Sınar, muhalefete yönelik yargı baskılarının gelecekte uzun soluklu bir seküler iktidarın temellerini attığını da öne sürdü. Çerçeve Yasa sürecinin hukuki değil siyasi olduğunu savunan Sınar, bu süreçlerin siyasi ajandaya göre şekillendiğini iddia etti. Sınar’ın açıklamaları, iktidar içi dengeler ve yargı süreçlerine dair farklı yorumları beraberinde getirdi. Siyasi gözlemciler, Sınar’ın değerlendirmelerinin iktidar içi rekabetin boyutunu gözler önüne serdiğini belirtiyor. Ancak bu yorumların henüz doğrulanmadığı ve siyasi taraflarca farklı şekillerde değerlendirilebileceği ifade ediliyor.





